İbrâhim Aleyhisselam

Nemrut bir gece garip bir rüya görerek gece yarısı uyandı. Bu rüyanın etkisiyle vücudu zangır zangır titriyordu. Hemen yakın adamlarını çağırdı, ne kadar müneccim ve kâhin varsa hepsini toplayıp onlara anlatmaya başladı. « Güneş gökyüzünün tam orta yerinde dünyayı aydınlatmaya devam ediyordu. Birdenbire bir yıldız doğdu. Işığı güneşin ışığını bastırdı ve güneş hemen bir bakır tepsi gibi kızardı. Sonra simsiyah oldu. Görünmez olup dünyayı o yıldızın nuru eskisinden daha parlak bir şekilde aydınlatmaya başladı. Bu rüyayı bana tabir ediniz, dedi. » Topladığı bilginler ve müneccimler ince ince hesaplar yaptıktan sonra, derin derin düşündükten sonra dediler ki : Ey kudret ve azamet sahibi padişahımız! Astronomi denilen gök biliminin delâleti ve irşadıyla gördüğünüz bu rüyayı tabir etmeyi başardık. Hepimiz aynı noktada birleştik. Şöyle ki, bu günlerde bir çocuk dünyaya gelecek. Onun şevket ve azameti, devlet ve haşmeti sizin şevket ve devletinize galebe edip mahvedecektir.